17 Mart 2019 Pazar

BULGARİSTAN TÜRKLERİNİN 1950-1951 YILLARINDA TÜRKİYE'YE GÖÇLERİ

SONUÇ KISMINDAN

1950 – 1951 yıllarında Bulgaristan’dan Türkiye’ye yapılan göçler, göçler öncesinde yaşanan çok boyutlu nedenlerden oluşan bir olaylar silsilesinin sonucu olmuştur. Bulgaristan’daki Türkler uzun yıllar eğitim alanında baskı görmüş ve çeşitli kısıtlamalarla yüzyüze kalmışlardır. Okulları tek tek kapatılmış ve daha sonra kalan az sayıdaki okulları da devletleştirilmiştir. Komünist dönemle beraber kooperatifleşme kılıfı altında tüm mal ve mülkleri ellerinden alınmıştır. Çeşitli nedenlerle gerginleşen Türkiye – Bulgaristan ilişkileri neticesinde Bulgar otoriteleri Türkler’e sosyal alanda da baskılar uygulamış ve yaşamlarını çekilmez hale getirmiştir. Türkler dinlerini yaşayamaz hale gelmiş camileri, müftüleri, din özgürlükleri teker teker ellerinden alınmıştır. Yeni iskan politikalarında Türkler’in yerlerine başka ırkları ve toplulukları yerleştirme planları yapmışlardır. Bulgarlar’ın izlediği bu politikalarda Sovyetler Birliği’nin büyük etkileri olmuştur. Boğazlara hakim olmayı ve ılık denizlere inmeyi her zaman isteyen Sovyetler Birliği ile izlediği politikalar sonucu ters düşen Türkiye’yi sıkıştırmak istemiş ve Bulgar yönetimlerini bu doğrultuda kullanmıştır. Ancak bu doğrultuda geçmişte istediklerini savaş yoluyla elde edememiş ve Bulgaristan’ı kullanarak Türkiye’ yi baskı altına almak istemiştir. Türkiye’yi göçlerle ekonomik olarak zayıf düşürmek ve komünizmi yaymak, planlarının ana amaçları olmuştur; ancak bu 125 durum karşısında Türkiye’nin kendine müttefikler edinmek istemesi ve özellikle A.B.D.’ye yanaşması Sovyetler Birliği ile olan ilişkileri daha da germiştir. Türkiye’ nin NATO’ya katılmak istemesi ve bu nedenle Kore Savaşı’na Sovyetler Birliği karşısında girmesi ilişkilerde en gergin sürecin başlamasına neden olmuştur. Göç süresince Bulgaristan’dan gelen göçmenler çok kötü uygulamalara maruz kalmışlardır. Bulgarlar, gayri yasal bir şekilde göçmenlerin mallarını tasfiye etmesine fırsat vermemişlerdir. Göçmenler tamamen elleri boş ve sefil bir şekilde Türkiye’ye gelmişlerdir. Yaşamları için gerekli ne varsa Türk Hükümeti ve Türk halkı tarafından karşılanmaya çalışılmıştır. Bu kadar büyük bir kitlenin gelmesi nedeniyle Türk Hükümeti’nin aldığı tüm önlemler, halktan topladığı tüm yardımlar yetersiz kalmıştır. Göçmenlerin iskanı yokluk içerisinde gerçekleştirilmiştir. 1950 – 1951 yıllarında yaşanan göç hareketinde Türkiye’ye A.B.D. dışında hiçbir ülke önemli bir yardım yapmamıştır. Ancak sonuç olarak Türkiye bu göçmenlerin hepsini iskan edebilmiş ve zorlu bir görevi yerine getirebilmiştir. İki hükümet arasında da vahim ilişkiler yaşanmış ve düşmanlık artmıştır. Türk Hükümeti her seferinde doğal bir göç sürecinin yaşanmasını istemiş ve bu yönde politikalar izlemiştir. Ayrıca uluslararası kuruluşları da arkasına almayı başarmıştır. Ancak Bulgarlar’ın düşmanca tavırları nedeniyle 140 bine yakın göçmen verilen notanın ardından sınırların tamamen kapatılmasına kadar geçen kısa bir süre içerisinde Türkiye’ye gelmiştir. Öte yandan sınırların kapanmasıyla ve Bulgar yönetiminin göçleri durdurmasıyla binlerce Bulgaristan Türkü göç edememiş ve Bulgaristan topraklarında yaşamaya devam etmek zorunda kalmışlardır. Yaşanan göçlerin Türk dış politikası açısından sonucu, Türkiye’nin Sovyetler Birliğinin baskısı karşısında A.B.D.’ye daha çok yaklaşması olmuştur. Bölge bakımından sonucu ise, Balkanlar’da 1947’den sonra başlayan soğuk savaşı hızlandırmasıdır. Truman Doktrini’nden sonra Yunanistan ve Türkiye’nin A.B.D.’ den askeri yardım almaları ile Balkanlar bölgesi iki düşman bloka ayrılmış oldu. Türkiye – Bulgaristan ilişkileri karşılıklı şüphe temeline kuruldu. 1950 – 1951 yılındaki göç hareketinden sonra Bulgaristan’da ilk genel nüfus sayımı 1 Aralık 1956 tarihinde yapılmıştır. Bu sonuçlar 1950 – 1951 göçünün ardından Bulgaristan’da ne kadar Türk’ün kalmış olduğunu göstermesi bakımından 126 önemlidir. Sayım sonuçlarına göre toplam Bulgaristan nüfusu 7.613.708’ dir. Bunun 6.505.541’i Bulgar nüfusu, 656.025’i Türk nüfusudur. Bulgar nüfusu içinde 250.000 Müslüman Pomak’da sayılmıştır. Göçmelerin Türkiye’ye göçtükten sonra yeni hayat düzenlerini kurması kolay olmamıştır. Zaman zaman işsiz kalma ihtimalinin mevcudiyeti, tek işte çalışanların ekseriyeti teşkil etmemesi ve iş değiştirmelerin yaşanması, emniyet hissinin köklü olarak yerleşmesine müteakiben sanayileşme sürecinden etkilenen göçmenler imalat sektöründe mevcut işgücüne katkı sağlamışlardır. Göçmenlerin çalışma hayatına uyumları sosyal çevreye uyumlarından daha hızlı olmuştur. Göçmenlerin yerli Türk halkı ile evlenmek istememeleri ve tahsile talep göstermemeleri sosyal hayata uyumlarının yavaş ilerlediğine işaret etmiştir. Bir kısım göçmen, ülke içerisinde iskanından sonra hayatlarını daha iyi idame ettirebilecekleri yerlere göçmüşlerdir. Göçmenlerin Türkiye şartlarına uyumu göçleri gibi sancılı olmuştur. Sonuç olarak Türkiye bir bütün olarak bu sorunun üstesinden gelmiştir. Bu hadise Türk toplumunda dayanışma ve yardımlaşma duygularını üst seviyeye çıkarmış, Türk Hükümeti’nin azmi, kararlılığı ve uyguladığı doğru politika rol oynamıştır. Türk halkının yardımları, misafirperverliği ve birbirine bağlılığı en büyük desteği sağlamıştır. Bu olay tarih sayfalarına Bulgarlar’ın yüzünü kızartacak bir talihsizlik olarak geçmiştir.

Hiç yorum yok: