Osmanlı torunu Evlad-ı Fatihanlar... Geçmişi bilerek onu unutmadan, geleceğe kanat açanlar... Biz bize benzeriz ve özgün olma iddiasındayız. Kuruluş: Sofya 26 Mart 2008, Halen yayın: İstanbul
28 Eylül 2026 Pazartesi
Vidin Pazvantoğlu Osman Kütüphanesi Kataloğu Üzerine
2 Eylül 2026 Çarşamba
17 Ağustos 2026 Pazartesi
HÜNKARİYE CAMİSİNİN İHYASI
Tuna Boyunda
HÜNKARİYE CAMİSİNİN İHYASI
Basri Zilabid Çalışkan
Tuna’nın suyu serindir, lakin o
yıllarda bulanık akardı. Rumeli serhaddinde rüzgâr sert eser, insanı diri
tutardı ama kederi de çabuk getirirdi. Sene miladî 1689’un Ekim ayıydı… İkinci Viyana bozgunun ardından
bağrı yanık kalmış koca imparatorluk geri çekilirken, Avusturya’nın “Türk Louis” lakaplı Baden
Markgrafı Ludwig’in askerleri Vidin Kalesi’nin kapılarına dayandı. Koca kale
düştü, gureba mahzun kaldı. Şehrin tam kalbinde, Kanunî’den yadigâr Hünkâriye
Camisi dururdu. Minaresine kıydılar, çatısını tuttular yıktılar, odalarını
garip bıraktılar. Bir mabedin mahzun kalması, bir insanın yetim kalması gibidir
Rumeli’de.
Lakin
devlette devamlılık, insanda ümit esastır. Kasım ayında Sadrazamlık mührü
Köprülü Fazıl Mustafa Paşa’ya verilince işin rengi değişti. Asker derlendi,
nizam kuruldu, Kırım Hanı Selim Giray atlılarıyla imdada yetişti. 1690’ın sıcak
bir Ağustos gününde, Tuna üzerindeki şaykaların ve karadaki yiğitlerin
tekbiriyle Vidin yeniden bizim oldu. Kaleye sancak çekildi ama heyhat! Şehir harap,
Hünkâriye Camisinin boynu
büküktü.
İşte burada
hikâyemize Gedikli Çavuş Mahmut Ağa girer. Omuzlarında koca bir yük, elinde
mimar arşını… Yıkıntıların arasında dolanır; ne kadar taş gitmiş, kaç kereste
lazım, kirecin okkası kaça gelir hesap eder. Hünkariye Camisinin odalarına 100 bin 980 akçe
lazımdır; kalenin tamiri içinse
695 bin akçe. Mahmut Ağa toplam 795 bin 980 akçelik pusulayı bağlayıp
Dersaadet’e, Sultan II. Süleyman Han’a gönderir.
Devlet-i
Aliyye cömerttir lakin hazine darda… Yine de ibadetgah ve serhad kalesi
beklemez. Safer ayında 60 bin akçe çıkış yapar payitahttan. Peşinden Rebiyülevvel’de
önce 200 bin, sonra 36 bin,
Cemaziyelevvel’in dokuzunda
bir 200 bin daha… Vidin Kadısı Mevlâna İsmail Efendi, rahlesinin başına geçer,
kamış kalemini hokka cızırdatarak her akçeyi ak kâğıda nakşeder. Dört taksitte
446 bin akçe ulaşır. Kalanı Hazine’den yine istenir ama Mahmut Ağa “Bismillah”
deyip işe koyulur.
Derken
Vidin, bereketiyle Rumeli’nin dört bir yanından gelen helal rızık arayan
insanlarla dolar taşar. Bir şantiye değil, adeta bir gönül pazarı kurulur:
Niğbolu’dan 17 dülger gelir, Plevne’den 27, Rusçuk’tan 42 usta… Lofça’dan 10
neccar, Rusçuk Gönüllüleri'nden 30 yiğit ve Dergâh-ı Âlî’nin 8 yeniçerisi…
Keser sesleri, testerenin ahşaptaki musikisi Vidin semalarında yankılanır.
Hünkâriye’nin çatısını yeniden çatar, odalarının tavanını incelikle işlerler.
Surların
dibinde ise başka bir gayret… Niğbolu’dan gelen 165 ırgat, Eflâk’tan akın eden
100’ü aşkın insanoğlu ter döker. Eflâk’ın 85 ırgatı beline kadar hendek
çamuruna batar da o harabe hendekleri temizler. Timok dağlarından gelen 20 ağaç
kesici dev meşelere balta vurur; Çingene obalarından 15 kömürcü 5 ocakta geceyi
aydınlatacak kömürü yakar. 33 kireççi harcı kararken, Eflâk’tan Tuna’nın azgın
suyuna kayık süren 10 gemici kireç taşır. Niğbolu ve Eflâk’tan gelen 110 öküz
arabasının gıcırtısı, Rumeli’nin kaderine yazılmış bir türkü gibi sokakları
inletir. Niğbolu’nun 20 mutemedi ise kimsenin hakkı kimsede kalmasın diye
akçeyi usta usta dağıtır.
Günler
günleri kovalar, emek zayi olmaz. Takvimler 4 Nisan 1691’i gösterdiğinde son
çivi çakılır, son taş yerine oturtulur. Bütün bu zahmet ve dökülen ter için
toplam 789 bin 360 akçe harcanmıştır.
Cuma ezanı
okunduğunda, Hünkâriye Camisi’nin yenilenen ahşap kokulu kapıları açılır.
Pencerelerinden giren Rumeli güneşi, halıların üzerine süzülür. Sultan Süleyman
Han’ın ruhu şad, Sadrazam Fazıl Mustafa Paşa’nın yüzü ak, Gedikli Çavuş Mahmut
Ağa’nın içi rahattır. Hünkâriye Camisi, Tuna’nın kenarında gurbeti de vatanı da
bilen O koca nehri selamlamaya devam eder.
12 Ağustos 2026 Çarşamba
"Müslümanlar" Dergisinden Eserlerimize Anlamlı Değerlendirme
"Müslümanlar" Dergisinden Eserlerimize Anlamlı Değerlendirme
Bulgaristan Başmüftülüğü'nün yayın organı olan Müslümanlar (Мюсюлмани) dergisinin Mayıs 2026 sayısında, kaleme aldığım 3 ciltlik "İslam Tarihi Notları" (Записки по история на исляма) serim hakkında kapsamlı bir inceleme yazısı yayımlandı. Tarihçi Dr. Kemal Raşid (Д-р Кемал Рашид) tarafından kaleme alınan bu değerlendirme yazısı için kendisine ve dergi yönetimine yürekten teşekkür ediyorum.
Yazıda, Bulgarca literatürdeki İslam tarihi kaynaklarının eksikliğine dikkat çekilerek, 3 ciltten oluşan bu serinin önemli bir boşluğu doldurduğu ifade ediliyor.
Geçmişten Günümüze Bir Köprü: Dr. Kemal Raşid, yazısında şu değerlendirmede bulunuyor:
"Basri Zilabid'in üç ciltlik 'İslam Tarihi Notları' serisi, Bulgarca literatüre gerçek bir katkıdır. İlgi çekici ve kolay anlaşılır bir dille yazılan bu toplam 317 sayfalık eser; hem inananlar hem de geçmişe ilgi duyan herkes için değerli bir kaynaktır. Bu seri, çağlar arasında bir köprü görevi görmekte ve Bulgar dilinde İslam tarihinin anlaşılmasını kolaylaştırmaktadır."
Tarih bilincinin ve geçmişi doğru anlamanın geleceğimizi aydınlatmada en büyük ışık olduğuna inanarak çıktığımız bu yolda, eserlerimizin bu şekilde takdir görmesi bizler için büyük bir onur ve motive kaynağıdır.
İnceleme yazısını kaleme alan Dr. Kemal Raşid'e nazik temennileri ve değerli kritikliği için bir kez daha teşekkür eder; araştırmalarımızın, yazılarımızın ve bilimsel çalışmalarımızın okurlara faydalı olmasını dilerim.
29 Haziran 2026 Pazartesi
OSMAN PAZVANTOĞLU VAKFİYELERİ (TÜRKÇE VE İNGİLİZCE E-KİTAP YAYINI)
| Osman Pazvantoğlu Vakıfları, Basri Zilabid Çalışkan, İstanbul 2026. Kitap e-book / e-kitap şeklinde yayınlanmıştır. Edinmek için: https://play.google.com/books/publish/u/1/a/6912814147852466519#list?sortby=last_updated&sortdir=desc |
Elinizdeki Osman Pazvantoğlu Vakfiyeleri adlı bu çalışma, bir isyankâr ayan portresinin ötesine geçerek; Müslüman ve Osmanlı geleneğine sadık kalarak kamu binaları inşa eden, yerel halkın, ulemanın, dini çevrelerin ve askeri aristokrasinin nezdinde meşruiyet devşirmeye çalışan hayırsever bir yöneticinin izlerini sürmektedir.
Osman Pazvantoğlu, Vidin’de kendi adıyla maruf bir cami ve kütüphane tesis etmenin yanı sıra şehir halkının su ihtiyacını karşılamak üzere hazneli bir çeşme (musluk) ile buzhane yaptırmış; ayrıca askeri yapılar olan Haçvari Kışla’nın inşa edilmesine ve kale surlarının yenilenmesine öncülük etmiştir. Bunların da ötesinde, tasavvufi yönünü ve bölgedeki askeri unsurlarla olan organik bağını gösteren en somut adımlardan biri olarak; Sahra kazasına bağlı Şeyh Çiftlik köyünde (bugün Antimovo), muhtemelen bir asır evvelki Avusturya kuşatmasında şehit düşen şeyh Selahaddin Baba adına bir türbe ve dergâh inşa ettirmiştir.
Uzun yıllar boyunca Osman Pazvantoğlu’nun Vidin’deki bu vakıf faaliyetlerine ve tesis ettiği hayratın hukuki zeminine dair ana belgelere, yani vakfiyelerin asıllarına veya suretlerine ulaşılamamıştı. Bu belirsizlik, bölge tarihi üzerine yapılan mühim bir çalışmayla kısmen aralanmıştır.
Bulgaristan’ın kıymetli Osmanlı tarihçilerinden Mihaila Staynova, Osman Pazvantoğlu’nun Vidin ve Vidin Bölgesindeki Vakıf Faaliyetleri başlıklı çalışmasında, Vidin şer‘iyye sicillerinde (Vidin Sicili 53) rastladığı iki mühim belge suretini 1982 yılında ilim dünyasına tanıtmıştır. Bu belgelerden ilki, 1 Zilkade 1220 (21 Ocak 1806) tarihli, şehirdeki musluk (çeşme) ve sebil sisteminin işleyişi ile bu sisteme akar sağlayan 19 dükkânın idaresini düzenleyen vakfiye sureti; ikincisi ise 1 Receb 1221 (14 Eylül 1806) tarihli, Selahaddin Baba Tekkesi’nin şeyhlik ve mütevellilik şartlarını içeren vakfiye suretidir.
Staynova’nın bölge tarihi açısından çığır açıcı nitelikteki bu çalışması, şüphesiz Pazvantoğlu’nun iç siyasetine ve iktidarını meşrulaştırma çabalarına dair çok kıymetli veriler sunmaktadır. Ne var ki müellif, ilgili araştırmasında bu tarihi metinlerin Osmanlı Türkçesi orijinal metinlerini ve bunların transkripsiyonlarını vermemiş, doğrudan Bulgarca çevirilerini sunmakla yetinmiştir. Bu durum, belgelerin diplomatik dilinin, hukuki ve şer‘i ıstılahlarının tam olarak tahlil edilmesini zorlaştırdığı gibi, Osmanlı paleografyası ve diplomatikası açısından da bazı boşluklar doğurmuştur. İşte elinizdeki bu kitap, Mihaila Staynova’nın zikredilen bu kıymetli öncü çalışmasını temel almakla birlikte, araştırmayı bir adım daha ileriye taşımayı gaye edinmiştir. Çalışmamız kapsamında, söz konusu vakfiyelerin Vidin şer‘iyye sicillerindeki orijinal Osmanlıca kayıtlarına doğrudan ulaşılarak metinlerin asılları titizlikle incelenmiştir. Bu süreçte, Staynova’nın Bulgarca çevirisindeki bazı küçük maddi hatalar, eksik okumalar ve anlam kaymaları tarafımızca tashih edilmiştir.
2 Temmuz 2025 Çarşamba
VİDİN İLE İLGİLİ KİTAP TANITIM PROGRAMI VE MEZARLARA ÇELENK BIRAKILMASI TÖRENİNDEN HABERLER
VİDEOYU İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ!
VİDİN BELEDİYESİ'NDEN YAPILAN AÇIKLAMA
Osman Pazvantoğlu Camii'nde Kitap Tanıtımı
Vidin Belediye Başkanı Dr. Tsvetan Tsenkov ve yardımcısı mühendis Rumen Lilov, Osman Pazvantoğlu Camii bahçesinde düzenlenen kitap tanıtımına konuk olarak katıldılar. Etkinliğe Bulgaristan Başmüftüsü Mustafa Hacı, Vidin ve Montana Bölge Müftüsü Necati Ali, Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz, milletvekili Tsvetan Ençev, Vidin Bölge Eğitim Müdürlüğü Başkanı Veselka Asenova, Vidin Metropolitliği’nden Başrahip Samuil, Türkiye'nin Bulgaristan’daki büyükelçiliğinden temsilciler, belediye meclis üyeleri, kurum yöneticileri, kanaat önderleri ve vatandaşlar katıldı.
Programın başında, Vidin’in merkezinde bulunan Osman Pazvantoğlu ile Halil ve İbrahim Begovi kardeşlerin mezar taşlarına çiçek sunuldu. Ardından topluluk, kitap tanıtımının gerçekleştirileceği Kale mahallesindeki camiye doğru yürüdü. Katılımcılara Vidin Belediye Başkanı Tsvetan Tsenkov bir selamlama konuşması yaptı. “Bu girişim için Bölge Müftülüğünü tebrik ediyorum. Çünkü hemşehrilerimizin tarihlerine dair bilgi sahibi olmaları önemlidir. Bu çalışmaya başarılar diliyorum ve iki komşu halkımız arasında verimli iş birliğine inanıyorum” dedi.
Dinleyiciler, şu kitaplarla tanışma fırsatı buldular: Prof. Stoyanka Kenderova’nın kaleme aldığı “Vidin Şehri’nde Osman Pazvantoğlu Kütüphanesi (1837–1887)”, Basri Zilabid Çalışkan’ın yazdığı “Tuna’nın Sessiz Şahitleri – Vidin'de Türk Mezar Taşları” ile “Vidin’deki Türk Şefkat Kültür Derneği’nin Halil ve İbrahim Begovi Kardeşler Tarafından Kuruluşunun 44. Yılı” başlıklı eserler. Ayrıca, Vidin Devlet Arşivi eski müdürü Svetlana Krısteva, Begovi kardeşlerin hayatını ve kurdukları derneği anlattı.
Vidin Belediyesi
VİDİN DEVLET ARŞİVİ TARAFINDAN YAPILAN AÇIKLAMA
Osman Pazvantoğlu Camii'nde Kitap Tanıtımı
25 Haziran 2025 tarihinde Vidin Devlet Arşivi ekibi, Osman Pazvantoğlu Camii bahçesinde düzenlenen kitap tanıtım etkinliğine katıldı. Etkinlikte Bulgaristan Başmüftüsü Mustafa Hacı, Vidin ve Montana Bölge Müftüsü Necati Ali, Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz, Vidin Belediye Başkanı Dr. Tsvetan Tsenkov, Vidin Metropolitliği’nden Başrahip Samuil, Türkiye’nin Bulgaristan’daki büyükelçiliğinden temsilciler, belediye meclis üyeleri, kurum yöneticileri, kanaat önderleri ve vatandaşlar hazır bulundu.
Etkinliğin başında, resmî katılımcılar tarafından Vidin şehir merkezinde yer alan Osman Pazvantoğlu ile Halil ve İbrahim Begovi kardeşlerin mezarlarına çiçek sunuldu. Ardından topluluk, kitap tanıtımının yapıldığı Pazvantoğlu Camii’nin avlusuna doğru yürüyüşe geçti.
Katılımcılar şu eserlerle tanışma fırsatı buldular: Prof. Stoyanka Kenderova’nın “Vidin Şehri’nde Osman Pazvantoğlu Kütüphanesi (1837–1887)”, Basri Zilabid Çalışkan’ın “Tuna’nın Sessiz Şahitleri – Vidin’de Türk Mezar Taşları” adlı kitabı ile Halil ve İbrahim Ahmed Begovi kardeşler tarafından kurulan Vidin Türk Şefkat Derneği’nin 44. Yılına dair yeniden yayımlanmış ve çevirilerle zenginleştirilmiş anı kitabı.
Vidin Devlet Arşivleri Eski Müdürü Svetlana Krısteva, arşiv belgelerine dayalı olarak Ahmed Begovi kardeşlerin hayatı ve Vidin’de kurdukları dernek hakkında bilgi verdi.
Prof. Kenderova’yı, uzun yıllara dayanan yoğun araştırma çalışmasının ürünü olan bu değerli kitabı için tebrik ettik. Vidin Devlet Arşivleri tarafından düzenlenen dört bilimsel konferansta araştırmalarının belirli bölümlerini paylaşmış olmasından dolayı kendisine minnettarız. Ayrıca arşivimizde muhafaza edilen bazı belgelerin tercümelerine de katkı sağlamıştır. Kendisine, aramızda güvene dayalı bir dostluk kurduğu için teşekkür ettik.
Sayın Krısteva’ya, kültürel ve tarihî değerlere olan duyarlılığı ve katkılarından dolayı Vidin ve Montana Bölge Müftüsü Nejati Ali tarafından kristal bir plaket takdim edildi.
| BTG Kurucusu ve Vidin'de Türk Mezar Taşları kitabının yazarı Basri Zilabid Çalışkan, Bulgaristan Başmüftüsü Dr. Mustafa Hacı'dan tebrik plaketi alırken. |
22 Mayıs 2025 Perşembe
28 Mart 2025 Cuma
Vidin Türk Münevverlerinden HASİP AHMET AYTUNA: YAŞANTIMDAN ANILAR (Hatıralar)
TUNA'NIN SESSİZ ŞAHİTLERİ: VİDİN'DE TÜRK MEZAR TAŞLARI
29 Ocak 2025 Çarşamba
23 Aralık 2024 Pazartesi
22 Kasım 2024 Cuma
Sofya Hatıraları,
1923'te Bulgaristan Müslümanları -Toplumsal ve Siyasi Halleri-
6 Eylül 2024 Cuma
Vidin Şefkat Kıraathanesi hakkında yeni bir yayın
44
годишен юбилеен сборник на турското читалище “Шефкат” в гр. Видин на братя
Халил и Ибрахим Ахмед Бегови
|
44. Yıldönümünü Gören Vidin’de Ahmet Bey Mahdumları Halil ve İbrahim Efendi Kardeşlerin “Şefkat” Yuvası Hatırası Второ преработено и разширено издание Gözden geçirilmiş ve ilaveli ikinci baskı Basılı veya PDF sipariş için: bulgaristanalperenleri@gmail.com Basılı Fiyatı: 200 tl Pdf Fiyatı: 50 tl İçindekiler / Съдържание Önsöz Предговор Vidin’de Ahmet Bey mahdumları Halil ve İbrahim efendi kardeşleri kimdir? ve “ŞEFKAT" kıraathanesi nasıl kurulmuştur “ŞEFKAT” kıraathanesi umdeleri şudur Tevliyetin başlanması Şefkat” yurdunun bidayeti tesüsünden bu güne kadar heyeti mütevelliyeye dahil olan zevat “Şefkat” kıraathanesinin bidayeti tesüsünden bu güne kadar varidat ve mesarifatını gösteren cedveldir “Şefkat” yurdunun bidayeti tesüsünden bu güne değin okuma meraklılarına verilen stipendiyayı gösterir cetveldir “Şefkat” yurdunun bidayeti tesüsünde bu güne değin fakir ve yoksullara verilen ianenin mikdarın gösterir cedveldir “Şefkat” yurdunun bidayeti tesüsünden bügüne değin alınan gazeteler için verilen parayı gösterir cedvedlir Как е основано Турското читалище “ШЕФКАТ” Надпис на надгробната плоча на покойните братя Ek / Приложение |
26 Haziran 2024 Çarşamba
VİDİN VE TÜRK ANITLARI
VİDİN VE TÜRK ANITLARI
Yazan: Dr. Petar Mijatev (1906-1991)
Tercüme:
Basri Zilabid Çalışkan
18. yüzyılın sonu ve 19. yüzyılın başlarındaki Vidin adı, Osman Pasbanoğlu adıyla yakından ilişkilidir (adı yazılı ve taş anıtlarda bu şekilde geçtiği için öyle yazılmıştır). Hiç bir yerde Pazvantoğlu şekline rastlamadık. Vidin'de günümüze ulaşan Türk eserlerinin büyük bir kısmı, padişah III. Selim’i yıllarca huzursuz eden bu önemli şahsın adını ve anısını taşımaktadır. Bugün Vidin'de nispeten az sayıda Türk anıtı korunmuştur, ancak yerel müze müdürü Vasil Atanasov Beyefendi ve Vidin müftüsü Hafız Sabit Efendi sayesinde bunlar iyi düzenlenmiş ve güvenli bir yerdedir. Vidin'in Türkçe yazılı eserlerini ve kitabelerini tanımak için şehri çok dolaşmaya gerek yok. Cami-i Cedid'in (yeni cami, Osman Pasbanoğlu camisi) avlusunda neredeyse tüm anıtlar toplanmış ve iyi düzenlenmiştir.
Sağ'da cami duvarına dayalı mezar taşları ve kütüphane
Burada mermer mezar taşları ile birlikte bir zamanlar var olan fakat artık
yıkılmış okulların, şadırvanların, camilerin ve
çeşmelerin üzerinde bulunan güzel içerikli kitabeler ve güzel süslemelerle bezenmiş
mermer levhalar vardır. Bu kitabelerin bazılarında, askeri faaliyetlerinin yanı
sıra kitap toplama işiyle de uğraşan Vidin valisi Osman Pasbanoğlu'nun adını okuyoruz
(caminin avlusunda, taş kütüphane bugün hala ayaktadır. Bazıları çok eski ve
edebi açıdan değerli olan 150-200 kadar el yazması günümüze kadar korunmuştur),
okul inşaatları, o bölgede pek fazla bulunmayan su depoları, camiler, çeşmeler
vb. Osman Pasbanoğlu, bu inşaat ve kültürel faaliyetle sadece dindaşlarının
değil, aynı zamanda onu adil bir hami olarak gören baskı ve işkence altındaki
Hıristiyan halkın da güvenini kazandı.
Osman Pasbanoğlu'nun mezarı
bugün Mustafa Paşa Camii'nin avlusunda özenle korunuyor. Baş taşında şu
yazı bulunmaktadır (serbest tercüme):
|
|
"Ey
dindar adam, ölüler için dua eden sen, benim halimden ibret al ve elinden geldiğince herkese iyilik yap. Bil ki, ahirette hesap verme günü vardır, dolayısıyla nefis bedenden ayrıldığında, yaptığın iyilikleri
orada dile getirmelisin. Pasban’ın zavallı oğlu Osman'ı da dua ederek hatırla ki, kendin için de iyi bir şey yapmış olursun, 1221" 1806-7. |
Baba Vida kalesinde de
birçok Türkçe
kitabe korunmuştur. Tuna Nehri'nin kenarında şunları okuyoruz:
"Sözü
kanun olan cihan hükümdarı Sultan (III.) Ahmed…
Saygıdeğer Mustafa Paşa onun muhafızı ve sırdaşıydı.
Tuna nehrinin kıyısına düşmana karşı bir savunma duvarı (sur) inşa
ettirmişti ki, nasıl bir duvar!
Belki de Büyük İskender'in kalesi de buradaydı... Bu kale surun içinde
alnında
ben olan bir dilberden
başkası değildir.
1132/1719”. Camide toplanan Türk taş anıtlarının yanı sıra müzede birkaç tane daha var, Baba Vida kulelerinden birinde de bulunmaktadır. Pazar Kapı kitabesi, Yahya Camii ve Vidbol'a giden yol üzerinde Vidin'e yedi kilometre mesafede Çoban Köprü var.
Ülkemizde Türk eserleri gereksiz, naif, anlamsız eserler olarak görülmektedir. Bu öyle değildir. Trak, Got, Roma, Bizans ve Bulgar kültürleri burada inceleniyor. Türk eserlerini görmezden gelip küçümseyemeyiz.
Not: Bu makale 1938 yılında Bulgarca olarak Sofya’ya yayınlanan
Zora gazetesinde basılmıştır. (sayı 5741)
***
Hakşinas Türkolog Prof. Dr. Petar Mijatev Kimdir?
1906 yılında Pazarcık iline
bağlı Peştera kasabasında doğdu. 1925-1927 yıllarında Sofya Üniversitesi'nde tarih ve hukuk okudu. 1931
yılında Budapeşte Üniversitesi Türk Filolojisi bölümünden felsefe doktoru
olarak mezun oldu. 1931-1932'de İstanbul’da ihtisas yaptı, M. Fuat Köprülü ve Ahmet Refik’in derslerine iştirak
etti. Ardından Plovdiv Arkeoloji Müzesi'nde idarecilik (1932-1933),
1934 yılında Sofya'da öğretmenlik yaptı. 1935-1942 döneminde Sofya Milli
Kütüphanesi Şarkiyat Dairesi'nin başkanlığını yaptı. 1942'den 1945'e kadar
Budapeşte Üniversitesi Bulgar Enstitüsü'nün direktörlüğünü yaptı ve Bulgar
tarihi ve dilbilimi hocası olarak görev yaptı. 1945-1947'de Sofya Üniversitesi'nde
Macar dili dersleri verdi ve 1947'den 1976 yılına kadar Bulgar Bilimler Akademisi’nin arşiv dairesi, tarih enstitüsü, balkan araştırmaları enstitüsü bölümlerinde
çalıştı. 1991 yılında Sofya'da vefat etti. Türk okuru
kendisini 1987 yılında Türkçe’ye çevrilen Bulgaristan’daki
Osmanlı Anıtları isimli eseriyle tanımaktadır.





