14 Temmuz 2020 Salı

SÂBIK UŞAK MÜFTÜLERİNDEN AHMET ŞEVKİ DİNLER, Ömer AŞÇI


SÂBIK UŞAK MÜFTÜLERİNDEN AHMET ŞEVKİ DİNLER
Ömer AŞÇI

Ahmet Şevki Dinler; 1951 yılında üstlendiği Uşak Müftülüğü görevini 13 sene sürdürmüş ve Uşak halkının hafızasında olumlu izler bırakmış, ilmi ve aksiyonerliği ile ön plana çıkan müstesna bir din adamıdır.
Ahmet Şevki Dinler; Balkan Harbi yenilgisiyle Osmanlı Hakimiyetinden çıkan Bulgaristan’da varlık kavgasının ortasında dünya’ya gelmiş; eğitimci, din adamı, şair, yazar..vs. gibi vasıflarıyla önemli bir dava adamıdır. Bulgaristan Türkleri için önemi büyük bir kurum olan Mekteb-i Nüvvâb ( Müftü Okulu) mensubu olan Ahmet Şevki Bey, 1951 yılında ki göçle gelen Türkiye’de din eğitimine olumlu etkiler bırakmış bir jenerasyonun bileşenidir.
Günümüz Uşak Şehri Ahmet Şevki Dinler’i ne kadar hatırlar bilmem ama oğlu İnşaat Mühendisi Ömer Dinler, 1994 yerel seçimlerinde Refah Partisi Uşak Belediye Başkan Adaylığından dolayı hatırlanacaktır.

Ahmet Şevki DİNLER’in Hayatı
Ahmet Şevki Dinler; Bulgaristan’ın, Deliorman olarak bildiğimiz bölge şehirlerinden Razgrad’ın Kılıçköy (Nojarovo)’de 1911 yılında dünyaya gelmiş. Belgelerde adı Ahmet Şaban Mustafa/Şevki olarak geçmektedir.
Deliorman bölgesinde her Türk köyünde Nüvvab’dan mezun olan en az 1 ya da 2 talebe olup, bazı köylerde bu sayı 10’a kadar çıkmıştır. Örneğin 120 hanelik Kılıçköy (Nojarovo) da Nüvvab mezunu 9 kişi bulunmaktadır.
O’nun dünyaya geldiği yıl Osmanlı Devleti’ne karşı Balkan milletlerinin başlattığı isyan yıllarının başlangıcı olan önemli bir dönemeçtir.
Ahmet Şevki Dinler; ilk ve orta öğretimini Razgrad şehrinde tamamlayarak dönemin en popüler okullarından Mekteb-i Nüvvâb ( Müftü Okulu)’a kaydolacaktır.

Ahmet Şevki DİNLER’in Mekteb-i Nüvvâb( Müftü Okulu) Eğitimi
Ahmet Şevki Dinler; Deliorman Bölgesi’nin merkezi sayılan Şumnu şehrinde Şerif Halil Paşa Camiinin yakınlarında açılan Mekteb-i Nüvvâb (Müftü Okulu) Nüvvâb okulunun Tâlî Kısmını fevkalâde derece ile 1931/1932 eğitim yılında bitirmiştir. (Bulgaristan’da Türk-İslâm Eğitim ve Kültür Müesseseleri ve Medresetü’n-Nüvvâb, haz.: Haşim Ertürk ve Rasim Emiroğlu, edit. Ekmeleddin İhsanoğlu, İstanbul 1993, s. 59.)

Mekteb-i Nüvvâb (Müftü Okulu) Neden Önemli?
Mekteb-i Nüvvâb (Müftü Okulu); iki kısımdan meydana gelmiştir. Öğrencilerini rüştiye (ortaokul) ve medreselerden alarak tali (lise) kısım 5 yıl ve âli (yüksek) kısım 3 yıl olmak üzere eğitim vermekteydi.
Tali (lise) kısımdan mezun olanlar ilkokul öğretmeni, müftülüklerde şeriye kâtibi olarak çalışmışlardır. Âli (yüksek) kısım mezunları ise müftü, müftü yardımcısı ve ortaokul öğretmeni olarak görev yapmışlardır. Nüvvab okulunun müfredatında dini dersler kadar fen derslerine de yer verilmiş hiçbir zaman klasik bir medrese olma özelliği göstermemiştir. Âli kısmın tanınması konusunda Bulgar hükümeti ile sorunlar yaşanmıştır.

Nüvvab Bulgaristan Müslüman Türk varlığının korunmasında oldukça etkili olmuştur.
Mekteb-i Nüvvâb (Müftü Okulu); Osmanlı İmparatorluğu ile Bulgaristan’ın imzaladıkları İstanbul Muahedenâmesi’nde kararlaştırılmasına rağmen 1922 yılında açılabilmiş 1951 yılına kadar değişik adlandırmalarla devam etmiş ve Türkiye’de ki İmam Hatiplere ve Yüksek İslam Enstitüsü’ne ilham kaynağı olmuş fenomen bir kurumdur.
Mekteb-i Nüvvâb (Müftü Okulu) 1922 yılında açılırken Türkiye’de, o güne kadarki dönemlerin en önemli eğitim ve öğretim kurumları olan medreseler kapılarını bir daha hiç açılmamak üzere kapatıyordu.
“Şumnu Nüvvab Okulunun açılması ters bir zamana rastlamıştı. Türkiye’de Büyük Zafer kazanılmış, saltanat kaldırılmıştı. Türkiye’de medreselerin kapatıldığı, eğitimin birleştirildiği bir zamanda Bulgaristan Türkleri için “medrese” adıyla bir yüksekokul açılması, Türk tarihinin akışına ters görünüyordu.”
Ahmet Şevki Bey, Nüvvab öğrencilerinin 1928 yılında ki boykot olayında başrolde idi. Öğrenciler, okulun 4 ve 5. sınıflarının Pedagoji ve İlahiyat (imam-hatip) şubelerine ayrılmasını istiyorlardı. Çünkü imam ve hatiplik onları artık tatmin etmiyordu. Öğretmenlik kutsal ve câzip bir durum almıştı. Bu isteklerini Başmüftülük kabul etmedi. 1930-1931 ders yılında dilekçe yazarak okul müdürü vasıtasıyla Başmüftülüğe ilettiler ve Ekim ayında köylerine dağıldılar. Öğrencilerin temsilci olarak bıraktıkları önderler arasında Ahmet Şevki de vardı.(Osman Keskioğlu, a. g. e., s. 88)
Şumnu’da 5 kişilik bir boykot tertip komitesi kaldı: (Mehmed Fikri, Ahmed Şevki, Tahsin Nuri, Osman Seyfullah, Hafız Hüseyin Hasan) iş büyümüştü. İşin garibi o zaman hocaları tutan “İntibah” gazetesi boykotu destekliyor. (Osman Keskioğlu – Bulgaristan’da Türkler - Kültür Bakanlığı Yayınlar)
Ahmet Şevki Dinler’in Yazarlık Serüveni
Ahmet Şevki öğrencilik yıllarında yazmaya başlamış ve şiirlerinden birkaçı Bulgaristan’da çıkan İntibâh (1927-31) ve Rehber (1928-1933) gazetelerinde yayınlanmıştır.

YETTİ ZULMET
Bugünün Gençliğine

Yürü ey genç azmin felâh yoludur
İstikbâlin emellerle doludur,
Yürü, durma sen yerinde bir lahza,
Yürü; sana açılmıştır her sâha

Bu cehâlet zindanından artık çık!
Çalış, uğraş, atıl, didin böyle yık,
Terakkîne mâni olan her bendini
Takdîr etsin bütün dünyâ sa‘yini

Mâdem ki sen Avrupa’nın mahsûlü,
Elvermez bu eski Asya usûlü,
Yüksel artık alnın değsin semâya,
Yüksel bugün rütbe kazan ferdâya

Vatanın bir semâsa; sen âfitâb
Bak saklamış seni siyâh bir sehâb.
Yırt cehâlet perdesini; et şitâb!
Yetti zulmet âfâka doğ ey şebâb!..

Rehber gazetesi 07. 09. 1929, sa. 86, s. 4

Ahmet Şevki, öğrencilik yıllarında 1931 yılında Şumnu İntibah Matbaası’ndan “İrşad Sesleri - Şumnu Medresetü’n-Nüvvab talebesinden Ahmed Şevki” ismiyle bir kitap yayınladı. Bu eser Kur’an-ı Kerim ayetleri çevresinde dini tahliller içeren geniş vaazlar şeklinde kurgulanmıştı.
Sofya’da bulunan Nüvvâb Matbaasından 1942 yılında çıkmış “Çocuklarımıza Din Dersleri” ismiyle Rüştiye (Orta) Okulları için yazdığı ders kitabı vardır. Bu din dersi kitabı pek çok ilmihal kitabında karşılaşılan plana sahiptir. Buna göre, önce itikadi konular anlatılmakta (sayfa 3-18), daha sonra kitabın hacmine göre geniş bir şekilde ibadet ve muamelat bahisleri işlenmekte (s.18-72), nihayet bazı ahlak meselelerine kısaca temas edilmektedir (sayfa 72-75)
Ayrıca Sofya’da bulunduğu dönemlerde Medeniyet (1933-44) Gazetesinde bir yazı dizisi yayınlamıştır.
1947 yılında Razgrad’da öğretmenlik yaptığı dönemde “Alfabe ve Okuma Kitabı“ ismiyle çıkardığı bir eseri vardır.
Ahmet Şevki Dinler’in Bulgaristan Memuriyeti
Ahmet Şevki Dinler, 1935 yılında Mekteb-i Nüvvâb (Müftü Okulu) mezuniyeti sonrası Razgrad Kurnalı Camii bahçesinde bulunan Razgrad Rüştiyesine müdür olarak atandı. Arapça, Rusça ve Bulgarca bilmekteydi.
“Rüştiye üçüncü sınıfa yine Razgrat’a gittim. Okul müdürü Şumnu Nüvvab Medresesi’nden mezun Ahmet Şevki’ydi (Türkiye’ye geldiğinde Uşak Müftüsü olmuştu). (Deli Orman’ın koca çınarı Ahmet Hezarfen-Ayhan Aydın)
Ahmet Şevki Dinler, 1937 yılında Bulgaristan Başmüftülüğü nezdinde bulunan Vakıflar Müdüriyeti Arz Memuru olarak göreve başladı. Bulgaristan Baş Müftüsü Abdullah Sıtkı Efendi (1936-1945)‘nin kızıyla evlenmiştir. Bu evlikten 3 çocuğu olmuştur.
Ahmet Şevki Dinler; bu yıllarda başkent Sofya’da bir grup arkadaşıyla “Nüvvap Matbaası”nı kuracak ve kurucu müdür olarak 1947 yılına kadar bu görevde kalacaktır.
Sofya’da baş müftülük matbaası bulunmaktadır ki Nüvvab’ın ilk mezunlarından olan Osman Seyfullah, Ahmet Şevki ve Mehmet Fikrinin kurmuş olduğu Müdafaa-i İslam Cemiyeti tarafından bu matbaada haftalık “Medeniyet Gazetesi”çıkarılmıştır. (Bulgaristan’da Şumnu Şehrinde “Medresetün Nüvvab”: 1922-1948 Osman KILIÇ-Nüvvab Medresesi Muallimi, Emekli Diplomat/Hasan Hüseyin YILMAZ-Uşak Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Coğrafya Bölümü)
1947 yılından 1950 yılına Türkiye’ye göç edinceye kadar Habip-köy (Valdimirovtsi) vb. yerlerde ilkokul ve ortaokul öğretmenliği yapmıştır.

Bulgar Komünist Partisi İktidarı ve Zulüm
Bulgaristan’ın 2. Dünya Savaşı’na Almanya’nın yanında katılmasının ardından, Sovyetler Birliği ülkeyi işgal etti. Faşist rejim devrildi, yerine komünizm geldi. Artık idare Sovyet destekli Vatan Cephesi’nin elindeydi. Bulgaristan’da iktidara gelen Komünist Partisi tarafından Türk azınlığının dini yaşamına ve geleneksel kıyafetlerine de müdahale etti. Medreseler ve Kur’an kursları kapatıldı.
Komünist Bulgar yönetimi, eski rejime hizmet etmiş birçok Müslüman din âlimini tutuklamış veya idam etmiştir. 1948 yılında Nüvvab okulundaki en ünlü öğretmenlerden birisi olan Osman Kılıç’ı, polis, öğrencilerini casusluk faaliyetleri yürüten organizasyonlar kurma yönünde teşvik ettiği gerekçesiyle tutuklamıştır. Bu konuyla ilgili Şumnu’da devam eden sürecin sonunda Osman Kılıç, idam cezasıyla cezalandırılmış, daha sonra bu ömür boyu hapse ve nihayetinde 15 yıl hapisle sonuçlanmıştır.
Bulgaristan’dan 1950 Göçü
Bulgar hükümeti Türkiye’ye bir nota vererek sınır kapısını açmasını istedi ve 1950-51 yıllarında 154.393 kişi Türkiye’ye göç etti.
Bulgaristan’dan Anadolu’ya göç eden göçmenler arasında bulunan Mekteb-i Nüvvâb (Müftü Okulu) mezunu Ahmet Şevki Dinler, Yusuf Ziya Ersal, İsmail Ezherli, Ahmet Davudoğlu, Osman Keskioğlu gibi din adamları ve öğretmenler misyonlarını Türkiye’ye taşıyarak birçok hizmette bulundular.
“Türkiye’deki dini boşluk korkunç bir uçurum halini almıştır. Balkanlar’dan gelen bazı arkadaşlar olmasa okulda ders okutacak hoca bulunamayacaktır.” (Nihat Sami Banarlı-Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü ziyaretinde ki söylemi)
Ahmet Şevki Dinler’in Türkiye Memuriyetleri
Ahmet Şevki, Türkiye göç ettikten sonra 1950 yılında “Dinler” soyadını almış ve kısa bir dönem Kütahya Altıntaş İlçe Müftüsü olarak görev yapmıştır.
Ahmet Şevki Dinler, 2 Mayıs 1951 yılında Kütahya Vilayeti Uşak Kazası Müftüsü olarak atamış olup 15 Temmuz 1953 tarihinde Uşak’ın vilayet statüsü kazanması sonrası görevine devam etmiştir. Tedavi amacıyla gittiği İstanbul’da 18 Ekim 1964 tarihinde vefat ederek Eyüp Sultan Mezarlığına defnedilmiştir.(Uşak Üniversitesi Arş. Gör. Hasan Hüseyin Yılmaz'da alınmış bilgi)

RÛHUMDAN SESLER
Bu ân yine âh u vâh ocağına ulaştım
Senin dünkü ilhâmlı âfâkını dolaştım.
Tek bir mesût görmedim, ağlıyordu âfitâb
Nûr-â-nûru boğmuştu zulmet-feşân bir sehâb

Irkının o şâhâne dehâsıyla kurduğu
O ilâhî hükûmet, yavuzların doğduğu
O müşerref belde hem yüzbinlerce nüfûsun;
Hıçkırıyor elinde hicrân saçan kâbûsun.

Mâsûmların nâlesi inletiyor âfâkı,
Gelen lânet lahitten parçalıyor a‘mâkı
Hârikalar doğuran yüksek alın asılmış,
Hürriyeti haykıran o gür sesler kısılmış

Lâkin yine birinin kavuşmamış âmâli
Kalplerinde yaşıyor dünkü günün celâli
Bu muhakkak, zîrâ hiç unutulmaz o şevket
Unutulmaz o ikbâl yaşadıkça bu millet!

İntibâh, 20. 12. 1929, sa. 41, s. 3

Hiç yorum yok: